2020'lerin En İyi Filmleri: Eleştirmenlerin Seçkileri ve İzleyicilerin Favorileri

2020'lerin En İyi Filmleri: Eleştirmenlerin Seçkileri ve İzleyicilerin Favorileri Oca, 23 2026

2020'lerin en iyi filmleri sadece Oscar’larla değil, sinema severlerin kalbini kazanarak da tarihe geçti. Pandemiyle başlayan bu on yıl, sinemayı zorluklarla birlikte yeniden tanımladı. Bazıları küçük bütçeli bağımsız yapımlarla, bazıları ise dev platformlarla dünya çapında etki yarattı. Bu filmler sadece izlendiği için değil, izledikten sonra hâlâ aklınızda kalması için seçildi.

Ne yapmışlar da bu kadar unutulmaz oldu?

2020’lerin en iyi filmleri, sadece özel efektler veya ünlü oyuncularla değil, insan deneyimini derinlemesine anlatan hikâyelerle öne çıktı. Parasite (2019) 2020’lerin başlangıcında bir şok gibi geldi. Bir Güney Kore ailesinin sosyal sınırların ötesine geçme çabası, yalnızca bir suç dramı değil, küresel eşitsizliğin bir aynasıydı. Oscar’ı almakla kalmadı, dünya çapında 250 milyon dolar hasılat yaptı ve sinemanın ne kadar güçlü bir sosyal araç olabileceğini gösterdi.

Everything Everywhere All at Once (2022) ise tam tersine, kargaşayı bir sanat haline getirdi. Bir Çinli göçmen annenin çoklu evrenlerdeki yaşam hikayesi, yalnızca bilim kurgu değil, aile, kayıp ve kimlik arayışı üzerine bir felsefi şiir. 11 Oscar adaylığı aldı, ancak en değerli şey, izleyicilerin yorumlarıydı: “Bu film benim annemi anımsattı.”

İzleyicilerin sevdiği, eleştirmenlerin övdüğü

Bazı filmler sadece festival salonlarında alkışlanır. Diğerleri ise Netflix’te bir gece izlendiğinde, sabah 500 bin kişi tarafından “bana bunu gönder” mesajlarıyla dolu olur. Oppenheimer (2023) bu iki dünyayı birleştirdi. Christopher Nolan’ın atom bombasını anlatan filmi, 3 saat boyunca sessizlikle izlendi. Eleştirmenler, “Bir biyografiyi nasıl bir psikolojik gerilim hâline getirir?” diye sordu. İzleyiciler ise, “İnsanın gücüne ve vicdanına dair korkunç bir hatırlatma” dedi.

The Holdovers (2023) ise tamamen aksine, sadece 3 karakterle başa çıktı. Bir öğretmen, bir öğrenci ve bir şef - bir kış günü boyunca bir okulda kalmak zorunda kalırlar. Hiçbir patlama, hiçbiri yok. Ama izledikten sonra, gözyaşlarını gizlemek zorunda kalırsınız. Rotten Tomatoes’da 98% oranla en yüksek puanı aldı. IMDb’de 8.6 puanla 2020’lerin en çok oylanmış filmleri arasında yer aldı.

Bir annenin çoklu evrenlerdeki yaşamı, renkli ve duygusal bir webtoon sahnesi.

Netflix, Disney ve bağımsız sinema arasındaki denge

2020’lerde sinema, televizyondan daha fazla etki yaratmaya başladı. Minari (2020) bağımsız bir yapımdı. ABD’deki bir Koreli göçmen ailesinin hayatta kalma mücadelesi, yalnızca bir aile hikayesi değil, “Amerikan rüyası”nın kırılganlığını gösterdi. Netflix’te yayınlandı, ama konservatuarlar ve küçük sinema salonlarında izlendi. Oscar’ı aldı, ama daha önemlisi, ABD’deki 3 milyon ABD’li Koreli ailenin gözyaşlarını döktü.

Disney+ ise Encanto (2021) ile bir şey değiştirdi. Bir Kolombiyalı ailenin sihirli evi, sadece çizgi film değil, Latin Amerika kültürünü dünyaya tanıttı. “We Don’t Talk About Bruno” şarkısı, TikTok’ta 5 milyar kez izlendi. Çocuklar, anneler, büyükbabalar - herkes bu şarkıyı söylüyordu. Bu, bir çizgi filminin küresel bir kültür olayı olabileceğini kanıtladı.

Yeni nesil yönetmenler, eski kuralları yıktı

2020’lerin en büyük sürprizi, genç yönetmenlerin nasıl yükseldiğiydi. Aftersun (2022)’deki Charlotte Wells, sadece 27 yaşındaydı. Bir babayla kızının tatilini, 30 dakikalık bir sahneyle anlattı. Hiçbir diyalog, hiçbir müzik yoktu. Ama izledikten sonra, 10 yıl önceki bir tatili hatırladığınızı hissedersiniz. Bu film, 2020’lerin en çok tartışılan yapımlarından biri oldu.

The Fabelmans (2022) ise Steven Spielberg’in çocukluğunu anlatıyor. Ama bu, bir biyografi değil, bir aile hikayesi. Bir çocuk, kamerayı eline alır ve dünyayı anlamaya başlar. Bu film, sinemanın nasıl bir kurtuluş aracı olabileceğini gösterdi. 2020’lerdeki en çok sevilen filmler, sadece izlendiği için değil, izledikten sonra kamerayı elinize alıp kendi hikayenizi çekmeye başladığınız için seçildi.

Kış günü bir okulda üç karakter, sıcak çorbayla sessiz bir an geçiriyor.

Yoksa 2020’lerin en iyi filmi hangisi?

Bu soruya tek bir cevap vermek imkânsız. Çünkü bu on yıl, herkesin kendi sinemasını yaratma zamanı oldu. Bazıları için Everything Everywhere All at Once en iyisi. Diğerleri için Parasite. Kimisi içinse Oppenheimer ya da The Holdovers.

İşte bu yüzden 2020’lerin en iyi filmleri, en yüksek puanlı filmler değil, en çok duygu bırakanlar. En çok konuşulanlar değil, en çok hatırlananlar. En çok izlenenler değil, en çok “bunu bir daha izlemek isteyenler”.

Hangi filmler 2025’e kadar unutulmayacak?

2024’te çıkan The Brutalist gibi yeni yapımlar, 2020’lerin sonunu yazıyor. Bir Macar göçmenin ABD’de inşa ettiği bir bina, onun yaşamı, kayıpları ve inancı. 3 saatlik bir film, ama izledikten sonra 10 yıl boyunca aklınızdan çıkmıyor.

2020’lerdeki en iyi filmler, sadece sinemada değil, hayatınızda bir yer kapladı. Bir akşam, bir kahve bardağıyla, bir annenin gözlerindeki ışıkla, bir çocuğun kamerayı eline alıp çektiği ilk sahneyle.

Sinema artık sadece bir film değil. Bir anı. Bir hafıza. Bir iç ses.

2020’lerin en iyi filmi hangisi?

Hiçbir tek film, tüm insanların en iyisi olamaz. Ancak Parasite ve Everything Everywhere All at Once, hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından en çok övülen filmler. Parasite, sosyal adalet ve sınıf çatışması üzerine derin bir analiz sunarken, Everything Everywhere All at Once, aile, kayıp ve çoklu evrenler üzerine duygusal bir şiir yazdı.

Netflix filmleri gerçekten sinema sayılır mı?

Evet. 2020’lerde sinema, bir salonun duvarlarıyla sınırlı değil, bir deneyimle tanımlanıyor. Minari ve The Power of the Dog gibi filmler Netflix’ten çıktı ama sinema tarihindeki en önemli yapımlar arasında yer aldı. İzleme platformu değil, hikâyenin gücü karar veriyor.

Bağımsız filmler neden bu kadar etkili?

Bağımsız filmler, büyük stüdyoların baskılarından özgürdür. Bu yüzden daha gerçekçi, daha dikkatli ve daha duygusal hikâyeler anlatırlar. Aftersun gibi filmler, 100 bin dolarlık bütçeyle, 100 milyon dolarlık etki yaratır. Çünkü insan kalbini değil, pazarlama kurgusunu hedef alırlar.

2020’lerde hangi tür en çok yükseldi?

Dram ve aile hikayeleri. Bilim kurgu ve aksiyon hâlâ popüler, ama izleyiciler artık daha çok “insan” hikayeleri arıyor. The Holdovers, Minari, The Fabelmans gibi filmler, kahramanlar yerine gerçek insanlarla ilgileniyor. Bu, 2020’lerin en büyük sinema eğilimi oldu.

Hangi filmler 2025’te tekrar izlenmeye başlanacak?

2025’te tekrar izlenecek filmler, duygusal bir iz bırakmış olanlar olacak. Everything Everywhere All at Once, Oppenheimer, Aftersun ve The Holdovers gibi yapımlar, yıllar sonra bile bir kahve bardağına bakarken aklınıza gelecek. Çünkü bu filmler, sadece izlendiği için değil, izledikten sonra hayatınızı değiştirdiği için unutulmayacak.